Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
Yabancı Gelin
Yabancı Gelin
28/08/2007


    Aysel,o gün yine her zaman yaptığı gibi olağan işleri ile vakit geçirmişti.Evin tek kızıydı. Ağabeyi de yurt dışında hem okuyor hem de çalışıyordu. Dört kişilik küçük bir aileye sahipti. Oysa o kalabalık bir aileye sahip olmak istiyor,onun da yanlışlarını düzeltecek,bilmediklerini ona anlatarak bilgi sahibi olmasını sağlayacak bir büyük ablasının olmasın çok isterdi.Ama takdir.İki kardeşle sınırlı,oldukça yaşlanmış anne-babasıyla yaşamaya çalışırken birde abisinin yurt dışında olmasıyla iyice azalmışlardı.Aysel orta okuldan sonra okumamış,ailesi onu birkaç sene Kur’an kursuna göndermişlerdi.Onlar için öldüklerinde arkalarından az da olsa Kur’an okuması çok önemliydi.Anne ve babası Namazlarını eda eden,gelişen hiçbir olaya müdahale etmeden,bana dokunmayan bin yaşasın mantığıyla başkalarının başına gelen her hangi bir olaya müdahale etmez hatta başları derde girer korkusuyla sessiz kalırlardı.Abisi onları sürekli bu konuda uyarmış,sessiz kalındığında o olayı yapanlarla aynı derecede günaha girerek,olayı gerçekleştirenler yüreklendirdiklerini bu hali terk etmelerini dile getiriyordu. Babası ile bu konularda sık sık tartışıyorlardı.Babası;

    - Oğlun sana ne?Sen neden gelişen olaylar hakkında yorum yapıyorsun sanki?Git oyunu kullan ondan sonrasına karışma.Duymamazlığa görmemezliğe gel.Sonra başın derde girer.Neden kendini ve geleceğini tehlikeye atıyorsun?Biz seni Kur’an kursuna bunları öğrenmen için mi gönderdik?Namazını kıl gerisine karışma.

     Evde sık sık bu tür tartışmalar yaşanır hale gelmiş,annesi ve Aysel de rahatsız oluyorlardı bu yaşananlardan.Enes her defasında babasına yumuşak bir ses tonuyla karşılık verse de bir türlü uzlaşamıyorlardı.Bazen Enes babasına tavsiye edercesine konuşunca babası yine kızarak;

    - Sen bana İslam’ı mı öğretiyorsun?Benim babam hocaydı.Ben kaynağından öğrendim her şeyi. Babam bize Namazın şeklinden tutta,nasıl ve ne şekilde Namaz kılarsak Allah bizden hoşnut olur,ellerimizi nasıl bağlayacağız,otururken ayaklarımız nasıl olacak ve diğeribadetlerde ki tüm şekilleri bana Babam öğretti.Sen bunları inkar mı ediyorsun?

    Enes de her defasında;

    - Babacığım ben yanlış biliyorsunuz demiyorum ki.Allah razı olsun beni kursa gönderdiniz de bilmediklerimi sizin sayenizde öğrendim.Ama okuduğunuz Kur’anın bir de anlamı var,bunu da sakın unutmayın.Mesela,Namazla ilgili ayetler o kadar açıkki,

    ‘Namazı ikame et.Çünkü Namaz insanı kötülükten ve fuhşiyattan alıkoyar’

    Yine sürekli Namaz içerisinde okuduğumuz Maun suresinde Yaradan ne güzel açıklıyor.

    ‘Vay o Namaz kılanların haline.Onlar Namazlarında gafildirler’

     Babacığım ben her ibadetimi hakkıyla yerine getirmek istiyorum. Namazımı gereği gibi ifa ederek bana yüklediği tüm sorumlukların bilincinde Allah Celle den başka ilahlık taslayanlara boyun eğmeden sadece tek olan Yaradanıma secde ederek beni tüm kötülüklerden ve hata yapmaktan uzaklaştıracak bir şekilde ibadet eden bir kul olmak istiyorum.Gayretim sadece bu noktada.Baba bunun neresi suç? Yanlış olan bir şeye karşı çıkmak şayet suçsa,Peygamber efendimiz de suçluydu.Çünkü Peygamber efendimiz de Kur’ana ters düşen her şeye karşı çıkmıştır.Ben acizane Peygamberin sünnetine uymak için bu şekilde davranıyorum.

    Yaşlı adam söyleyecek bir söz bulamayınca her zaman ki gibi mazeretleri sıralıyordu;

    - Ben bilmiyorum.Bildiğim tek şey,Alemin akıllısı sen değilsin.Başın derde girerse bende seni tanımam.Asla yardımda etmem,ona göre ayağını denk al!

    - Babam benim.Sen merak etme.Allah büyüktür.Ben de sana Yusuf aleyhisselamın dediğini diyebilirim sadece.

    ‘Onların beni çağırdıklarından zindan bana daha sevimlidir’

    Boş ver sen kafana takma bunları.Sadece bizim için dua et babacığım.Dua et ki,Allah ayaklarımızı bu dinde sabit kılsın,Dua et ki,Rabbim bizi cayanlardan değil de kararlı bir şekilde bu dinde sebat edenlerden eylesin.

     Aysel tüm bunları düşündü.Onun belli bir düşüncesi olmamasına rağmen çoğu zaman babasını haklı bulur,abisinin fazla dindar olmak için bu denli çalışmasını yersiz görürdü.Kendiside örtülüydü ve Kuranı da çok güzel okurdu.Öyle ki,dinleyenleri mest ederdi adeta.Böylesi toplantılara iştirak ettiğinde her kes onun okuması için ısrar eder oda kimseyi kırmaz arapçasını güzel bir şekilde okurdu.Manasını o da bilmiyordu.Ona manasının insanı etkileyen bir şey olduğunu anlatmamışlar aksine hocası;

    - Siz manasını anlayamazsınız.Onu ancak ilimde derinleşenler anlar.

    Diyerek uzaklaştırmıştı onları.Aysel de bu yüzden manasını anlamaya yönelik bir çabaya girişmemişti.Abisi izine geldiğinde ona da sormuştu ama o bu konuda çok hiddetli ve katıydı;

    - Olur mu hiç kardeşim.Bu nasıl bir mantıktır anlamıyorum.Allah insanı yaratacak sonra yarattığı insana bir kitap indirecek ve bunu da ancak alim diye nitelendirilen insanlar anlayacak.Böylesi bir şey olabilir mi?

    Anlayamadığımız bir kitap tan Allah bizi sorumlu tutar mı? Kur’an insanın yaşama biçimidir.Hayatı düzene sokan,aile,komşu,akraba,ana,baba,gibi yaşamımızın her anını düzenleyen bir kitaptır.Onların ısrarla üzerinde durdukları bu yaklaşım kesinlikle şeytani bir yaklaşımdı.Sakına onların tuzaklarına kapılma.Sen aklı başında birisin.Allah’ın sana gönderdiği tüm buyrukları birinci ağızdan öğrenmek istiyorsan Kur’anın anlamını da okumalısın.

    Evet sürekli bu şekilde tavsiyelerde bulunuyordu.Haklı olabilirdi aslında.Enes’in islam’a bakış açısı,yaşam biçimi,olayları değerlendirmesi,insanlarla ilişkileri o kadar mükemmeldi ki,çevrelerinde ki pek çok insan ona gıptayla bakıyor hatta onun arkadaşlarından bazıları onunla izdivaç yapabilmek istediklerini dile getiriyorlardı.Ama abisi üç senedir yurt dışındaydı.Evlenmeyi düşünmediğini de sık sık dile getiriyordu.Ama evlense deyine kendi gibi düşünen biriyle evleneceğini biliyordu.Kendiside dahil onun evleneceği kişiyi çok merak ediyorlardı.Hatta komşularından bazıları;

    - Yurt dışında birini bulur getirir,düşüncelerinden de vazgeçer siz merak etmeyin.Sorumluluk altına girince bu kadar katı kuralları olmaz diyorlardı.

    Aysel ağabeyini iyi tanıyordu ama yine de aileden uzakta bir sürü kızın arasından birini seçebileceğini,o kızın tarafına kayabileceğini düşünüyordu.Neden olmasın ki?Çevresinde bu şekilde olan olaylar çoğunluktaydı.Hatta abisinin en yakın arkadaşı bile cahil bir kızla onu İslam’ı anlatarak daha fazla sevaba gireceğini savunarak evlenmişti.Ama hiçte öyle olmadı.Her şeyi yavaş yavaş terk etmiş en son duydukların da da Namazını bile terk ederek, bir partiden aday olarak belediye başkanlığına kadar yükselmişti.Koltukla yaşadığı hayat arasında yaptığı tercihte o,tercihini koltuktan yana kullanmıştı.Enes bu olaya çok üzülmüş,yurt dışına çıkma isteğinin altında da bu üzüntü büyük rol oynamıştı.Zaman değişti şartlar ne gerektiriyorsa o şekilde davranmalıyız diye gerekçeler suna arkadaşına çok fazla kırılmıştı aslında.Enes’e göre topuklarının üzerinde gerisin geriye gidenlerden olmuştu.Senelerce aynı düşündüğü,peygamber efendimizin sünnetini beraber okuyup tatbik etmeye çalıştığı ,yeri geldiğinde bir simidi bölerek yedikleri,son kalan paralarını bile tereddütsüz beraber harcadıktan sonra yol paraları kalmadığı için saatlerce yürüyerek gidecekleri yere ayakları şişmiş vaziyette gittikleri halde asla şikayetlenmedikleri can arkadaşı, Müslüman kardeşim dediği arkadaşının değer yargılarının değiştiğine şahit olmak onu fazlasıyla üzmüştü.Kendisini defalarca uyarmasına rağmen bir sonuç elde edememenin verdiği buruklukla ayrılmıştı yurdundan.

    Aysel,abisinin ayrılma sebebi olarak görüyordu bu olayı.O kişiye kızgınlığı sadece bu yüzdendi.

     Saatine baktı.Zaman ne kadar da çabuk geçmiş,yaşananları düşünürken zaman kavramını unutmuştu sanki.Geçmiş onu çok etkiliyor,babası ile abisi arasındaki bitmek bilmeyen sürtüşmelerini bile özlüyordu.

    - Keşke tekrar gelebilse.Ah abi seni ne kadar özledik bir bilsen.

     Mutfağa doğru yöneldi. Akşam yemeğini hazırlamalıydı. Anne ve babası bir hasta ziyaretine gitmişlerdi. Onlar gelmeden yemek işlerini bitirmek için acele ediyordu. O henüz yemek işini bitirmişti ki, kapı çaldı. Hızla koşup kapıyı açtığında gelen anne ve babasına;

    - Hoş geldiniz.

    - Hoş bulduk yavrum. Neler yaptın bakalım biz yokken?

    - Hiçbir şey yapmadım. Abimi ve eski günleri düşünürken vakit geçmiş farkında olmadan.

     Annesinin gözleri doldu hemen.

    – Ah yavrum bende çok özledim Enes’imi. Neler yapıyor acaba?

     Sonra kızının hazırladığı sofraya baktığında boğazında bir şeyler düğümlenip kaldı sanki.

    - O ne yiyip içiyor acaba? Gurbette kimlerle dertleşiyor kim bilir?

     Babaları atıldı söze:

    - Sizde üzülecek bir şey buluyorsunuz. Ne yapacak kocaman adam. Yemeğini de yapar, arkadaş ta edinmiştir.Siz merak etmeyin. Hanım sende ağlamak için bahane arama!..

     Hep beraber yemeğe oturdular. Zoraki yemeğe çalışırlarken telefon sesiyle irkilmişlerdi. Anneleri koşarak açtı telefonu. Yüzünde gülücükler açarak konuşmasından arayanın Enes olduğunu anlamışlardı ki, onlarında asık olan yüzleri güldü. Annesi şaşkınlık ve sevinçle konuşuyordu. Aysel olan biteni anlamaya çalışsa da başaramamıştı. Nihayet konuşma bitince içeri gülerek girdi annesi:

    - Biliyor musunuz ne olmuş?

    - Ne olmuş hayırdır anne?

    - Hadi hanım meraklandırma bizi ne olmuş söylesene?

     Annesi daha fazla uzatmadan başladı anlatmaya.

    - Enes bir kızla tanışmış.Türk değilmiş. Evlenmeyi düşünüyorlarmış. Kendi aralarında nişan yapmışlar. Bizimle tanıştırmak için buraya getirecekmiş.

     Babanın yüzü asılmıştı:

    - Türk değil miymiş?

    - Değilmiş.

    - Allah Allah başımıza buda mı gelecekti. Alemin memleketinden bula bula dinsiz imansız birini mi bulmuş? Buradan az buçuk dini bilgisi olan birini bulurduk ona. Biz ne hayaller kurduk onun yaptığına bak! Yabancı birini bulmuş. Bari bir de kilisede düğün yapsaydı. Bu çocuk el aleme beni rezil etmek mi istiyor? Hanım düşünsene o kızı görenler bizim hakkımızda ne düşünürler? Hacı anne babanın gelinleri bir yabancı. Aman Allahım düşünmek bile istemiyorum.Ah Enes Ah!Ahir ömrümüzde bizim yüzümüzü güldüreceğine inme indirecek. Ben o kızla değil tanışmak görmek bile istemiyorum. Gitsinler başka yerde kalsınlar.

    - Dur bey hemen sinirlenme. Hele bir gelsinler yüz yüze bir görüşelim, bir tanışalım. Oğlumuz bizi utandıracak bir şey yapmaz. Mutlaka bir bildiği vardır.

     Babası sessizce düşüncelere dalarken Aysel ve Annesi çoktan hayaller kurmaya başlamışlardı bile.

     O gün aile erkenden kalkmış hazırlıklara çoktan başlamışlardı. Bugün onlar için çok özel bir gündü. Çünkü Enes ve nişanlısı memleketlerine geliyorlardı. Nihayet gelin hanımla tanışacaklardı. Bu olayı duyan akrabalar çoktan kulis yapmaya başlamışlardı bile. Hepsi de Enesin İslam’dan bahsettiği halde yabancı memleketten biriyle nişanlanmasını eleştiren sözler sarf ediyorlardı. Kim bilir ne kadar açık giyinen biriydi? Belki de Allah’a inanmayan hatta inkar eden biriydi. Enes nasıl böyle bir şey yapardı? Demek ki oda düşüncelerinden vazgeçmiş onların dediklerine gelmişti. Daha neler neler...

     Babası bunların bazılarını duymuştu. Duymasa bile öyle düşündüklerini biliyordu. Onlara mahcup olmak çok ağrına gidiyor, oğlunu savunmak istese de söylecek fazla bir söz bulamıyordu. Onlar sabırsızlık içerisinde bekliyorlardı ki, bir taksi yaklaştı kapının önüne. Enes ön kapıyı açarak dışarı çıktı. Anne ve Babası oğullarını görünce koşarak taksiye yöneldiler. Babası oğlunu görünce sevinse de gelin adayının yabancı olduğu gerçeğini kabullenemiyorlardı. Daha sonra arka kapı açılınca gördükleri manzara karşısında iyice şaşırmışlardı. Topuklarına kadar uzun pardüsesi ile büyük bir eşarp takmış sevimli ve nur yüzlü bir kız tebessüm ederek bakıyordu onları bekleyenlere. Enesin yanındakilere baktı. Enes anne ve babasına:

    Anneciğim işte size bahsettiğim gelininiz. Adı Zeynep.

    - Oğlum ama sen demiştin ki

    - Ne demiştim anne?

    - Sen Türk değil demiştin ya oğlum. Biz de zannettik ki ..

    - Anladım anne yorma kendini ben Türk değil dedim ama, Müslüman değil demedim ki. Zeynep sonradan müslüman olanlardan.

     Zeynep onların yanına yaklaşarak yarım bir Türkçe ile;

    - Anneciğim nasılsınız?

    - İyiyim kızım Allah’a şükür şu anda çok daha fazla iyiyim. Hoş geldin yavrum hoş geldiniz.

     Sonra Aysele dönerek:

    - Sende Aysel olmalısın abin senden o kadar bahsetti ki inan seni çok yakından tanıyorum. İnşallah seninle çok güzel anlaşacağız. Sizde babam olacaksınız değil mi?

    - Evet kızım. Hoş geldiniz İnan beni çok utandırdınız!

    - Neden babacığım bilmeden bir kusur mu işledim yoksa?

    - Hayır kızım asıl kusuru biz işledik. Enes senin yabancı olduğunu söyleyince senin giyimini ve düşüncelerini daha farklı olacağını düşünmüştük. Ama rabbime hamd olsun ki, sen bizden de dindar çıktın. Affet bizi kızım. Seni tanımadan, hakkında bir şey bilmeden bir sürü yorum yaptım. Allah da beni affetsin.

     O tüm bunları söylerken sesi titriyordu.Zeynep gülümsedi.

    - Enes’in sayesinde babacığım. O sadece bana değil benim gibi pek çok arkadaşıma gerçekleri görmemizde yardımcı oldu. Bize islamı anlattı. Onun yaşantısı, dürüstlüğü, tevazusu, insanlarla olan sohbeti, Allah’ın ayetlerini güzel bir şekilde açıklaması, Peygamber Efendimizin yaşantısından verdiği örnekler bize islamı sevdirdi.

    - Hadi kızım içire girip rahat rahat konuşalım. Eminim ki bize anlatacak, sizden öğrenebileceğimiz daha çok şey var...


Mükerrem BULUT




 

Aynı Kategoriye Dön

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
“ Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun”

( Tevbe - 119)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.


 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com