Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
Manevi Kirlilik
Manevi Kirlilik
28/08/2007


    Zehra okul dönüşü yine olağan işleriyle meşgul olurken bir taraftan da televizyondaki haberleri dinliyordu. Her zaman ki gibi haberler de haber den başka her şey mevcuttu.Şarkıcıların özel yaşamlarından tutun da yaza girerken hanımların gündemine bomba gibi düşen zayıflama metodları ve bilumum sözde sanatçıların zayıflama reçeteleri. Bir yığın içi boş öneriler.Kumandayı alarak diğer kanallara göz gezdirdi ama nafile.Sanki ağız birliği yapmışcasına hep aynı şeylerden dem vuruyorlardı. Kadınların sahil kenarlarında daha cazip görünebilme çabalarını bilen televizyoncular fırsatını bulmuşken dakikalarca bunun üzerinde konuşan konuklar çağırmışlardı.Her kafadan ayrı sesler çıkıyordu aslında.Reçeteler birbirinden o kadar farklıydı ki,birinin dediğini diğeri yalanlıyor onun aksine reçeteler sunuyordu izleyiciye.Ya merakla onları dinleyerek soru sorma telaşına girişen bu kadınlar kışın neredeydiler?

    Bu çabaları o zaman neredeydi? Şayet evlendikleri eşleri için zayıflamak istiyorlarsa kışında aynı hassasiyeti göstermeleri gerekmezmiydi?Yaza girer girmez bu kadar telaş yaşayanlar demek ki kendilerini başkalarına cazip gösterme telaşına girenlerdi.Haberin yanı sıra deniz kenarında bikinileriyle turlayan genç kızları gösteriyorlardı.Erkeklerin bakışları arasında gururla salınan bir yığın genç kız.Ve;

    - Eğer bizim dediklerimizi yaparsanız siz de böyle olabilir,insanların dikkatlerini üzerinizde toplayabilirsiniz.

    İmajı çizen sözde haberler.

     Zehra bitkin bir şekilde yığıldığı koltukta derin düşünceler içerisinde izliyordu bunları.Söyleyecek söz bulamıyor sadece acı bir tebessüm kondurmuştu o masum yüzüne.Zilin sesiyle irkilene dek sürdü bu hali.Kapıya yöneldiğinde hala bunları düşünüyordu.Kapıyı açıp arkadaşını gördüğündeyse yüzündeki acı tebessüm gitmiş,yerini sevinç ve özlemin bir arada olduğu neşe almıştı.Hasretle,özlemle sarıldı çok sevdiği arkadaşı Emine’ye.

    - Hoş geldin arkadaşım! İyi ki geldin.Ne kadar çok özlemişim seni.

    - Allah razı olsun kardeşim benim.Hoş bulduk. Nasılsın bakalım?

    - Allah’a şükürler olsun ki iyiyim.Ya sen nasılsın görüşmeyeli?

    - Hamdolsun kardeşim.İyiyim.

    Bir yandan konuşurken diğer yandan da oturma odasına doğru yöneldiler.Zehra arkadaşının yanına oturup hararetle konuşmaya başlamıştı.Emine de onun gibi sanki senelerdir görüşemiyormuşcasına hararetle katılıyordu konuşmaya.Bir ara ikisinin de televizyondaki haber dikkatlerini çekmiş olacak ki,dönerek kulak verdiler.Sağlık bakanlığından birileri ve spiker lokantalara ve diğer yiyecekle ilgili olan her yere baskınlar yapıyorlardı.Tabi ki manzara içler acısıydı.Kelimenin tam anlamıyla pislik içerisindeydi buralar.Uzun uzun böylesi yerleri gösterdikten sonra hava ve deniz kirliliğine sıra gelmişti.Denizlere atılan atıklar,ormanların çöp yığınlarına dönüşmesi ve konuyla ilişkin görüntüler gerçekten de

    ‘Bu kadarı da olmaz’ dedirtecek türden di. Emine heyecanla atıldı söze;

    - Çağın lafı oldu artık kirlilik.Deniz kirliliği,hava kirliliği,dışarıda satılan yiyeceklerin kirliliği,düzenlenen baskınlarda gördüğümüz pastane,lokanta,fırın,çikolata ve benzeri gıda maddelerinin imalatındaki kirlilik.Bizi öylesine kuşatmış,öylesine çevrelemiş ki sanki sonu gelmeyecek bu tür kirliliklerin.

    - Arkadaşım daha doğrusu insanoğlu elini attığı her yeri kirletiyor.Sadece kendi yaşadığı anı baz alarak gelecek nesli hiçe sayarak yıkıyor,kirletiyor,harabeye çeviriyor.Bunları yapanda biziz,sonra şikayet eden de.Ama bunların tümünü yine insan gücüyle ve azmiyle yok edebiliriz.Havayı kirleten unsurları ortadan kaldırarak,denize akan atıkların önünü tıkayarak,gıda terörünü de daha ciddi baskınlar ve hatta kapatmalar la caydırıcılık yoluyla ortadan kaldırabiliriz.Yani her birini halledebiliriz.

    Emine heyecanla dinliyordu arkadaşını.Konuyu başka bir yere bağlayacağını düşünerek bölmemek adına hiç konuşmuyor can kulağıyla dinliyordu onu.

    - Peki ya insanın kendi içinde oluşturduğu kirlilik.Bunu nasıl halledeceğiz?Yani kirlenen kalplerimizi nasıl arındıracağız manevi kirlerden?Maddi kirleri deterjanla,dezenfektanlar la yok edebilen insanoğlu Manevi kirlikten nasıl kurtulacak,ne şeklide arınacak?

    - Evet çok haklısın Zehra.Bizim gözlerimiz,kulaklarımız,ellerimiz ve ayaklarımız en önemlisi de yüreklerimiz kirlenmiş.Asıl bu kirlerden arınmamız lazım.Tüm bu kirlerle Rabbin huzuruna nasıl gideceğiz?Nasıl bizi affetmesi için yalvaracağız?

    - Doğru ilk önce tüm bu manevi kirlerden arınmalıyız .Abdest alarak uzuvlarımızı arındıralım bu kirlerden.Alnımızdaki kirlerden arınarak secdeye koyalım başlarımızı.Alınlarımız ak bir şeklide çıkmalıyız Rabbin huzuruna.Kuranı kerimde geçen;

    ‘Hayır eğer o,bir son vermeyecek olursa,andolsun,onu alnından sürükleyeceğiz.O yalancı ve günahkar alnından ‘

    Bu insan tipinden olmamak için alınlarımızı,tüm bedenimizi ve ruhumuzu temizlemeliyiz bu kirlerden.Sonra temiz bir şekilde çıkalım bizi yoktan var edenin huzuruna.Bizi affet demeye ,yalvarıp, yakarmaya yüzümüz olsun.Emine dün bu konuştuklarımızla ilgili bir olay okudum dur sana da okuyayım.Sahabenin bakış açısıyla bizim bakış açımız arasındaki farkı görmemize yardımcı olacak inşallah.

    - Evet arkadaşım seni dinliyorum.

    - Zübeyr İbni İshak anlatıyor;

    - Savaş öncesiydi.Savaşa hazırlık tamamlanmış gitmeye çok az kalmıştı ki,Abdullah ibni Abbas ile karşılaştım.Oda ailesiyle vedalaşmaktan dönüyordu.O bana;

    - Ya Zübeyr savaşa gitmeden dua edelim İlk önce sen dua et ben Amin diyeyim sonra ben dua edeyim ve sen Amin de.

    Dedi.Bende;

    - Peki dedim ve duama başladım.

    - Yarabbi bana Cihad meydanında öyle çetin kafirleri gönder ki hepsini öldüreyim.Seni yok sayanları bende yok edeyim.Mü’minleri muhafaza et Yarabbi.

    O büyük bir sevinçle ‘Amin’ dedi.Sonra o duasına başladı.

    - Yarabbi bana da Cihad meydanın da çetin ve inatçı kafirleri gönder Onlarla kıyasıya mücadele edeyim.Ve senin rızanı kazanayım.En sonunda da kafirlerden biri gelip beni öldürsün. Ve benim dilimi ellerimi,ayaklarımı,kulaklarımı,gözlerimi,burnumu kessin.Senin huzuruna bunlarsız geleyim.Sen;

    - Ya Abdullah gözlerin,kulakların,ellerin,ayakların,dilin ve burnun nerede?

    Diye sorduğun da bende;

    - Yarabbi ben bütün bu uzuvlarımı senin rızan doğrultusunda kullanamadım.Hepsinin hakkını veremedim.O yüzden onlarsız geldim diyeyim.

    Dedi ve gözleri yaşlı bir şekilde bitirdi duasını.Gönlüm böylesi bir duaya Amin demek istemese de daha önceden söz verdiğim için istemeye istemeye kalbim buruk bir şekilde Amin dedim.Ve savaşa yöneldik.Savaş sonrası Abdullahı tanıyamadık.Çünkü gözleri oyulmuş,dili,burnu,elleri ve ayakları kesilmiş bir şekilde şehit edilmişti.Rabbi onun bu duasını kabul etmişti.

    Sesi titreyerek,gözlerinden akan yaşlara aldırmadan okumasını bitirdi Zehra.Onu dikkatle dinleyen Emine de gözlerinden akan yaşlara hakim olamıyordu.Namaz vakti gelmişti ki onlarda tüm uzuvlarını temizlemek üzere Abdest alıp,alınlarını Rabbin huzurunda eğmek üzere derin düşüncelere dalarak kalktılar oturdukları yerden...


Mükerrem BULUT





 

Aynı Kategoriye Dön

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
Allah, iman edenlere ve salih amel işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.

( Mâide - 9)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
Eğer siz Allah’a gereği gibi güvenseydiniz Allah
kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı. Kuşlar
sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam
dolu kursaklarla dönerler.

Tirmizi zühd 33, ibn mace zühd 14


 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com