Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
Serçe’nin Kurtuluşu
Serçe’nin Kurtuluşu
28/08/2007


    Değerli çocuklar!..

    Şimdi de size, minik bir serçeyi konu edinerek verdiği yaşam uğraşısını anlatan bir hikâyecik sunmak istiyorum:

    Bir başına daldan dala gezinen, kimsesiz bir serçe yavrusuydu. Henüz uçmayı bile beceremeyen bu minik kuş, ana sevgi ve şefkatini henüz tadamadan öksüz kalıvermişti: Yaramaz bir çocuğun sapan taşına hedef olan anacığı yaşamını yitirince, kendi kendine uçmayı öğrenme zorunda kalmış; düşe kalka, bahar ve yaz süreleri boyu tek başına yeşillikler arasında daldan dala çırpınıp, cik cik diye sesler çıkarıyor; hâlinden pek de şikâyetçi görünmüyordu.

    Nevarki, sonbahar gelip de, asık suratını ve çatık kaşlarını gösterip, kötü bakışlarını serçeciğin üzerine dikmeye, soğuk nefeslerini yüzüne üflemeye başlayınca, bizim minik kuşun huzuru kaçıvermişti.

    Sonbaharın gelmesiyle kırlangıçlar, turnalar, leylekler, diziler hâlinde göç yollarına düşmüşler; kır ve bahçe de renk renk uçuşan kelebekler pek ortalıkta görünmez olmuşlardı. Karıncaların kışa hazırlık çabaları artmış, yiyintilerini yuvalarına taşıma uğraşıları daha da hızlanmıştı.

    Kış uykusuna hazırlanan bazı canlılar, inlerine ya da yer altı barınaklarına çekilmiş bulunuyorlardı. Bağ ve bahçeler gibi ekili alanlarda, tahtadan evleriyle sık sık görünen kaplumbağalar, buralardan ayaklarını çeker olmuşlar; Köstebekler’se yer altı metro kazılarını gelecek bahara ertelemiş oluyorlardı. Kirpi kardeşler bile, tortop olup yuvalarına çekilmişler; kış boyu sürecek bir uykuya hazırlanıyorlardı.İşte artık, yağmur, kırağı derken ilk kar da toprağa düşüvermişti. Kar taneciklerini savurarak önüne katan rüzgâr, kasabanın cadde ve sokaklarında kol gezmeğe başlamıştı!... Bizim serçecik, sığındığı evin çatı kovuklarından birisinde, bir lokma yiyecekten bile yoksun durumda, çaresiz kalıvermişti. Zavallı minik kuş, burada ya soğuktan donacak, ya da açlıktan ölecekti.

    Serçecik, bir ara, sığındığı çatı kovuğundan başını dışarıya uzatmıştı ki, tipinin soğuk nefesi onu boşluğa çekivermişti. Birden kendisini uçuşan kar tânecikleri arasında savrulurken buluvermişti. Hırçın rüzgâr, zavallı kuşu önüne katarak, batı yönünde bir kasabaya doğru sürüklemişti. Biraz sonra minik kuş, kasabanın daracık bir sokağında kar tânecikleriyle birlikte savrulmaya başlamıştı. Birara dondurucu rüzgâr, daha da hızlı esmek için, kısa bir an soluklandığında, serçecik yanından geçmekte olduğu bir evin pencere pervazına tutunmayı başarabilmişti; nevarki her yanı buz kesilmiş; titremeyi dahi artık beceremez olmuştu. Dermanı tükenmiş pençeleriyle pencerenin pervazına tutunmaya çalıştığı sırada, pencere camı açılmış, dışarı uzanan küçük bir el onu çekip içeri alıvermiş; Serçecik, bir anda kendini içeriye alan küçük bir kız çocuğunun sıcacık avucu içinde buluvermişti. O anda rahatlayıverdiğini ve artık üşümediğini de algılar olmuştu. Yumuk gözlerini zoraki bir hareketle aralayıp çevresine bakındığında, kurtarıcısı olan kız çocuğunun sevimli yüzüyle karşılaştı.

    Kız çocuğu, onu avuçları arasında okşarken, odada bulunanlara şöyle sesleniyordu:

    – Zavallı!... Dalında yere düşecek bir kuru yaprak gibi titreyip duruyordu; karnı da aç olmalı!... Biraz yem getirip, avucumun içinde ona yedireceğim.

    Biraz sonra, gariban serçecik, kız çocuğunun getirdiği buğday tanelerini yemeğe başlamıştı. Öylesine aç olmalıydı ki bir avuç yemi, hiç çekingenlik göstermeden çabucak bitirivermişti. Bunun üzerine kurtarıcısı sevimli kız çocuğu ona bir avuç yem daha ikram etti.

    Minik kuşun kursağı iyice doymuş; ısınan vücudu da artık titremez olmuştu. Ürkek hâli de geçmiş, başta küçük kız olmak üzere, çevresinde kendisine yakınlık gösterenleri yadırgamaz olmuştu. Ara sıra cik cik diye sesler çıkarıyor. Bununla kendisine ilgi ve yakınlık gösterenlere teşekkür ediyor olmalıydı.

    İyiliksever sevimli kız, evlerinde bulunan bir çift kanaryanın barındığı tel kafesin yanına, boş bulunan tel kafeslerinden birisini getirerek gariban serçeciğe barınak yapmıştı. Minik serçe kuşu artık yalnız sayılmazdı. Kurtarıcısı kız çocuğunun sevgi ve ilgisinin yanısıra, ayrı kafeslerde de olsa, güzel renkli ve sesli komşular da edinmişti.

    Artık, her sabah, altın sarısı giysileri içerisinde konserlerine başlayan sanatçı kanaryaların güzel sesleriyle uyanıyor; sonra da sevimli bakıcısı kız çocuğunun gelmesini içtenlikle bekliyordu.

    Yürekleri iyilik, şefkat ve güzellik duygularıyla dolu sevgili çocuklar!... Umutsuz durumda yaşama savaşı veren küçük serçe kuşunun, mutlulukla sonuçlanan hayat hikâyesini ilgiyle okudunuz sanıyorum. İyilik sever kız çocuğunun mutluluğu ise minik serçeninkinden aşağı değil!

    Soğuk kış günleri, yoksul insanların hayat ve geçim çabaları, hikâyemizdeki gariban serçe kuşunun serüveni gibidir; onlar da kendilerine uzanacak yardım ellerini beklemektedirler. Nice öksüz, yetim ve dul âileler, sığındıkları çatı altında yardımsever insanların ilgisini gözlemektedirler... Konutu, yiyecek, içeceği, giyeceği ve yakıtı bulunmayan pekçok yaşlı, hasta, sakat insanlar, yardım ve iyilik severlerin ilgisine muhtaçdırlar.

    Yarınların insanlara neler getireceği önceden bilinemez. Bakarsınız varlıklı iken darlığa, yokluğa düşüverilir. Sağlıklı günlerin ardından hastalıklar gelip çatabilir; ölmek, çok kez nîmet sayılır ama, kolayca ölünemez!.. Su baskını, deprem felâketleri ansızın bastırıverir. Sonu gelmeyecek sanılan mutluluklar, biran içinde tükeniverir. İşte böyle anlarda düşkünlere yardım eli uzatmak insanlığın en asîl görevlerindendir.

    İşte, değerli çocuklar!.. Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Güçsüzler Evi gibi sosyal hayır kuruluşları, felâkete uğrayan insanlar için şefkat ocakları, her birisi başlıbaşına yavrularına açılan ana kucaklarıdır. Bu yüzden, bu sosyal yardım kuruluşlarına ilgi ve katkımızı esirgemeyelim. “Yapabileceğimiz birazcık yardım ne işe yarar” demeyiniz; damia damla damla biriken sulardan göller oluştuğu gibi, ufacık yardımlarla da büyük birikimler oluşur. Bunlarla da yoksul, güçsüz ve hastalar şifa ve hayat bulurlar.




 

Aynı Kategoriye Dön

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
Allah'ın, onların sırlarını da, fısıltılarını da bilip durduğunu ve Allah'ın bütün bilinmeyenleri bildiğini hâlâ öğrenemediler mi?

( Tevbe - 78)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi
daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey
doldurmaz. Ama Allah tövbe edenin tövbesini kabul
eder.

Buhari rikak 10, Müslim zekat 116-119


 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com