Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
Kimsesiz Zeyd
Kimsesiz Zeyd
28/08/2007


    Bir bayram günüydü. Medine sokakları bayramlıklarını giyerek bayram ziyaretine giden müslümanlarla doluydu. Birbirlerinin bayramını kutlayan müminlerin iç aydınlığı yüzlerine yansıyordu. Herkes birlikte bayramın coşkusunu yaşıyor, sevinciyle taşıyordu. En çok neşelenip eğlenme hakkına sahip olan çocuklar dünyayı umursamaz bir tavırla kendi alemlerine, oyunlarına dalmışlardı.

    Uzaktan o gözüktü, alemlere rahmet olan sevgili Peygamberimiz (s.a.s) geliyordu. Geldi, bir duvar dibine çekilip sevinç ve neşe içerisinde oynamakta olan çocukları seyre daldı. O, bu küçük varlıkları engin gönlünün bütün genişliğiyle sever, onlara önem verirdi, çünkü onlar geleceğin büyükleri, bugünün yarın için beslediği umuttu.

    Bir an için yıllar öncesine, kendi çocukluk günlerine gitti. O zaman her şey ne kadar farklı, insanlar ne kadar katı, kaba ve acımasızdılar. Kız çocukları diri diri toprağa gömülür, oğlanlara putların kulu olduğunu belirtecek adlar konulurdu.

    Kendi çocukluğu yetim ve öksüz olarak dede ve amca yanında geçmişti. Mekke’ye dönmeden önceki o garip yayla günlerini hiç unutamıyordu. Süt kardeşiyle sürü peşinde o dağ senin, bu bayır benim dolaşıp dururlardı. Buluttan bir şemsiye onları koruduğu için başlarına güneş geçmezdi.

    Yıllar öncesinin anılarından sıyrılarak oynamakta olan çocuklara baktı ve gülümsedi. Birden gözüne bir başka çocuk ilişti. O anda mübarek kalbinin sızladığını hissetti, gülümsemesi gül yüzünde donup kaldı, çocuk oyunlara katılmıyor, yaşıtlarının arasına karışmıyor, boynu bükük ve mahzun, öylece oturup önüne bakıyordu. Kendi çocukluğunda oyunlara katılmaz, anlaşmazlık halinde hakemlik yaparak tarafları uzlaştırırdı.

    Peygamber Efendimiz (s.a.s) çocuğun yanına giderek başını, saçlarını okşadı:

    – Yavrum, neyin var? Niçin arkadaşlarının arasına katılmıyor, onlarla birlikte oynamıyorsun? diye sordu.

    Çocuk başını kaldırıp bu merhametli insanın mübarek yüzüne bakarak:

    – Babam gazada şehit düştü, annem de çok yaşamayıp beni böyle bırakarak öteye göçtü. Ben böyle anasız-babasızken nasıl gülüp oynayabilirim?

    Cevabını verdi. Hz. Peygamber(s.a.s):

    – İstemez misin Allah’ın Resulü baban, Aişe anan, Fatıma ablan, Hasan ve Hüseyin de kardeşlerin olsun.

    Çocuk coşkulu bir sevince kapıldı:

    – Hem de çok isterim, çok sevinirim. Diğer çocuklara karşı böyle bir ailem var diye övünürüm.

    Hz. Peygamber(s.a.s):

    – O halde gel benimle diyerek eski-püskü giysiler içindeki çocuğu elinden tutarak evine getirdi. Hz. Aişe (r. anha) annemize:

    – Bu çocuk Allah’ın bize bir emaneti. Emanetin hakkını vermek gerekir. Bugünden sonra onun ailesi biziz. İyi birer ana ve baba olmalıyız. Buyurdu.

    Hz. Aişe (r.anha) çocuğu güzelce yıkayıp kuruladı. Sonra karnını doyurdu. Aç çocuk önüne konulanları iştahla yerken ona yeni bir giysi hazırladı. Eski-püsküden kurtulan çocuğun sevincine sınır yoktu. İzin isteyerek oynamakta olan çocukların yanına gitti. Bu defa onları bir kenardan izlemekle yetinmeyip aralarına karıştı, onlar kadar neşe içerisinde oynadı, oynadı, oynadı.

    Diğer çocuklar ondaki bu değişikliğe şaşıyorlar ve aralarına karışan bu yeni oyun arkadaşlarının sevincini paylaşıyorlar, bir taraftan da ona imreniyorlardı:

    – Ne mutlu sana... Allah’ın Elçisi gibi bir baban, Hz. Aişe gibi bir anan, Fatıma gibi bir ablan, Hasan ve Hüseyin gibi de kardeşlerin var. İçimizde en kutlu aileye mensup olan sensin. seni kıskanıyoruz, dediler.

    - Ben kendi ailemi kaybettim ama daha hayırlı bir ailem oldu. Size karşı onlarla iftihar ediyorum.

    Kimsesiz Zeyd, o mübarek bayram gününde böylesine kutlu ve mutlu bir ailenin evladı oldu. Dileriz ki her kimsesiz çocuk şefkat kollarıyla sarılsın, sevgi ve merhamet kucağında büyüsün.

    Yetim başı okşayan ve gözyaşlarını silenleri cennetle müjdeleyen yüce dinin mensuplarıyız. Allah (c.c.)’a hamd olsun.

    Sevgili çocuklar! bütün günleriniz bayram sevinciyle dolup taşsın, sizler için dileğim budur.




 

Aynı Kategoriye Dön

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.

( Mâide - 39)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle
düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin;
buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun, bu da
imanın en zayıf derecesidir

Müslim iman 78; ebu davud salat 248


 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com