Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
SU
SU
19/12/2007

Adam, işi gereği bu Ramazan’da çok yoğundu. Günün uzunluğuna, havanın sıcaklığına rağmen Ramazan’ın o kendine has havasını teneffüs edemiyordu. Gündüz zaman bulamadığı için, gece de çok yorgun olduğu için bu ayın vazgeçilmezlerinden olan Kur’an mukabelelerine de katılamıyordu.

            O gün tatildi. Evdeydi. Ve belki ilk defa, o geçmiş yıllardan aşina olduğu havayı teneffüs edemediğinin farkına varıyordu. Açlığı, susuzluğu hissetmek de güzeldi. O halsizlik, o dudak kuruluğu da. Keşke Ramazan’da yarım gün mesai olsaydı, diye düşündü.  Veya ben izin alabilseydim. Şöyle yeteri kadar uyuyabilseydim de geceleri dinç olsaydım. Namazları camide kılabilseydim. En az bir mukabeleye katılsaydım. Her gün hafızların güzel sesinden Kur’an-ı Kerim dinleseydim. O, daha bir nurlanmış, huzurlu yüzlerle aynı mekanları paylaşsaydım. Akrabaları, dostları ziyaret etseydim. Ne güzel sohbetler olurdu kim bilir?

            Birden aklına Allah’la sohbet etmek geldi. Ve tabii Kur’an-ı Kerim okumak... Nicedir Kur’an’dan uzak kaldığını hatırladı. Canı çok istedi birden, büyük bir özlem duydu okumak için. İkindiyi az önce kılmıştı, abdestliydi daha. Hemen kalktı, mealli bir Kur’an-Kerim alıp sakin bir odaya geçti. Mülk(Tebareke) Suresini pek severdi. Orayı açıp ağır ağır okudu. O özlemini duyduğu havayı ucundan kıyısından yakalamıştı birazcık. Sonra mealini okumaya başladı surenin.

            Her ayet müthişti, sarsıcıydı. Ama özellikle son ayete gelince çok etkilendi. Tekrar tekrar okudu:

“De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?”

“Suyunuz çekiliverse…”

Aman Allahım! Aklına küresel ısınma gelivermişti hemen. Gazetelerde internette, televizyonda gittikçe artan kuraklık haberleri… Kuruyan barajlar, nehirler, dereler… Bazı bölgelere yağmur düşmüyordu son zamanlarda. Su kesintileri başlamıştı bazı yerlerde. İnsanlar telaşa kapılmıştı akıbet hakkında.

İnternette dolaşan “2070’ten Mektup” sunusunu hatırladı. Susuzluğun kavurduğu, hayatı çekilmez yaptığı muhtemel bir yakın gelecek senaryosu… İzleyen herkes çok etkileniyor ama bu etkinin pratiğe yansımaları ya hiç olmuyor veya çok sınırlı kalıyordu.

“Suyunuz çekiliverse…”

Şu sıcak ve uzun günlerde bir bardak soğuk suyun ne demek olduğunu en iyi oruç tutanlar bilirdi. Özlenen, istenen şu bu değil, sadece ve illaki su idi. Ezan okunur okunmaz arka arkaya birkaç bardak devirmeden kimse başka bir şeye el sürmüyordu. Hemen her akşam iftarı açtıkları saniyelerde suyun ne kadar güzel ve özel bir nimet olduğunu konuşuyorlardı ailecek.

“Suyunuz çekiliverse…”

Birden bire gözyaşlarına boğuldu. Başını üzerinde Kur’an okuduğu sehpaya dayayıp sessiz sessiz, uzun uzun ağladı. Çoktandır ağlamadığı da gelmişti aklına. O da dozunu daha da arttırdı ağlamasının. Kendisinin, ailesinin, ülkesinin, dünyanın, özellikle Müslümanların halini düşündü. Bir yandan da kuruyan barajları, nehirleri, suyun çekilmesi ile çöle dönen ovaları… Su çekiliyor muydu ne?

“Suyunuz çekiliverse…”

Sanki o anda çekiliverecekmiş gibi geldi. Telaşlandı. Kararlı bir şekilde çocuklarının bulunduğu salona geçti. Küçük kızına ortaya bir sehpa koymasını istedi. Büyüğüne bir bardak su getirtti. Cam bardakta olsun, dedi ısrarla. Soğuk mu olsun diye sordu kızı; soğuk olsun, dedi. Bu sırada herkes merak içinde salona toplanmıştı.

“Oturun” dedi hepsine. Oturdular itirazsız. Herkes şaşırmış, ne yapacak diye ona bakıyordu. “Şimdi hepimiz birkaç dakika bu suyu seyredelim ve onun ne büyük bir nimet olduğunu düşünmeye çalışalım.”

“Aman baba, dedi küçük kızı. Zaten çok susadım. Dayanamam.” Diğerleri dudak büktü biraz ama babalarının çok kararlı olduğunu anladıkları için oturup seyretmeye başladılar sessizce.

“Çok güzel değil mi? Renksiz, kokusuz bir sıvı. Ama müthiş! Her şey ondan yaratılmış. Hiçbir şey onun yerini tutmuyor. Onsuz bir hayat mümkün değil. Çekilmez.”

Eşi ve çocukları da, suyun mükemmel bir nimet olduğunu kendi ifadeleri ile dile getirdiler.

Sonra kendisini çok etkileyen o ayeti okudu:

“De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?”

Ayetin etkisini görmek için yüzlerine baktı tek tek. Devam etti konuşmaya.

“Az sonra akşam olacak. Hepimiz şu sudan kana kana içeceğiz. Bir an için düşünelim; ya olmazsa? Ya çekiliverse, ayette buyrulduğu gibi?  Ne olur o zaman halimiz?”

“Dayanamam, ölürüm” dedi küçük kızı.

“Bu dünyada ölünce bitiyor her şey. Ama ya ölüm de yoksa… Haşir Gününü düşünün. Sıcaktan, sıkıntıdan bunalan, küçük bir gölgelik, serin bir yudum su için çırpınan milyarlarca insanın halini canlandırın gözünüzde. Aralarında biz de varız. Ne olacak o zaman halimiz?”

Yine bulutlandı gözleri. Bıraksa yine boşalacaktı gözyaşları. Bırakmadı.

            “O zaman Allah’ın Resulü’nün “Livaü’l-Hamd”i dışında başka bir gölgelik yok. O’nu sevenler, O’nun yolundan gidenler, O’na yakın olacaklar ve O’nun elinden Kevser suyu içecekler. Buzdan daha serin, baldan daha tatlı. Bir içen bir daha susuzluk nedir bilmeyecek.”

            Çocuklar suyu bırakmış kendisine bakıyorlardı.

            “Suya bakmaya devam edin, dedi. Bakın ve Allah’ın bizi ne kadar sevdiğini düşünün. Suyun ne kadar büyük ve ne kadar güzel bir nimet olduğunun farkına iyice varın. Bize bu nimeti bahşeden Allah, onu almaya da kadirdir. Küresel ısınma haberlerini izliyorsunuz. Kuruyan barajları, çöle dönen nehir yataklarını… Bugün oralara, yarın belki bize, bir gün de bütün dünyaya… Suyumuzu çekiverirse eğer, yerine hiç kimse bize başka bir su getiremez.”

            Durdu, yeniden baktı yüzlerine ve şöyle tamamladı sözlerini:

            “Öyleyse, Suyun Rabbi’ne, bize verdiği bu büyük nimet için çok şükredelim. Ve ölümün olmadığı o dehşetli günde, bize suların en güzelini sunacak olan Kevser Sahibi’nin yoluna baş koyalım.”

            Sehpayı ve suyu kaldırıp sofrayı kurdular. Az sonra top attı, ezanlar okunmaya başladı. Her biri birkaç bardak su içti her zamanki gibi. Bugün de kavuşmuşlardı suya. Ya yarın? Yarının garantisi var mıydı? Ya yarınların? Ya daha ötesinin???

 

Mehmet SARMIŞ

mehmetsarmis@gmail.com

 

Aynı Kategoriye Dön

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
Kim bir kötülük işlerse, onun kadar ceza görür. Kim de kadın veya erkek, mümin olarak faydalı bir iş yaparsa işte onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsız rızık verilecektir.

( MÜMİN - 40)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve güven içinde)dir

Müslim, Cennet 27. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 331



 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com