Anasayfa Hakkımızda Reklam İletişim
Yslam
 
firaset anasayfa
Yslam
Yslam
İMAN İTİKAD BİLGİLERİ MEHMET ORUÇ

 

Tefsir Dersi
İman, Resûl-i Ekrem efendimizin, Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak, bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği emirlerin hepsini kabul etmektir.
 

22-10-2006

İman, dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalb ile inanmağa ve dil ile de imanını söylemeğe denir.
 

22-10-2006

Cenâb-ı Hakkın insanları dünya ve âhıretin efendisi ve bütün insanların her bakımdan en yükseği ve en iyisi olan, Muhammed Mustafâya "sallallahü aleyhi ve sellem" tâbi’ olmakla şereflendirmesi büyük nimettir.
 

22-10-2006

Din, insanları sonsuz saadete götürmek için Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir.
 

22-10-2006

Adem aleyhisselamdan beri birçok hak din gelmiştir. Her yeni din, kendisinden önce gelen dîni nesh etmiş, değiştirmiş, yürürlükten kaldırmıştır.
 

22-10-2006

Amel, yani iş üçe ayrılır: Birincisi, masıyyet yani günah olan işler. Bunlar, Allahü teâlânın beğenmediği şeylerdir.
 

22-10-2006

Bir kimse, Muhammed aleyhisselama iman etmedikçe, Allaha iman etmiş olamaz.
 

22-10-2006

Kur’ân-ı kerîmden ve hadis-i şeriflerden çıkarılan ilimler içinde, kıymetli ve doğru olan, yalnız "Ehl-i sünnet" âlimlerinin anladıkları ve bildirdikleridir.
 

22-10-2006

Dünya ve ahıret saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünya ve âhıretin efendisi olan, Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmağa bağlıdır.
 

22-10-2006

İnançsızlar, İslam düşmanları , temiz Müslüman yavruları aldatmak için "İslamiyette herşey "miş" ile bitiyor.
 

22-10-2006

İslamiyet, ilm ve ahlâk ve de bütün fen kollarında üzerinde, her çeşit çalışmayı önemle emir etmektedir.
 

22-10-2006

İnançsızlar, ateistler, milletin dînini, ahlâkını yıkmak için küçücük çocuklardan başlıyorlar işe.
 

22-10-2006

Cenab-ı Hak, insanoğluna değer vermiştir. Diğer canlılardan insanları ayrı tutmuştur. Herşeyi insanın emrine vermiştir.
 

22-10-2006

Bugün, dünyada müslümanlığı kabul etmeyenler iki türlüdür:
 

22-10-2006

İslâm dînini bilmiyenler, milletin sağlam imanını, ilme ve akla dayanarak bozamıyacaklarını, islâma hücûm ettikçe, kendi yüz karalarının meydana çıkdığını görerek, hîle, yalan yoluna sapıyor. Acizliklerini ortaya koyuyorlar.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ islâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur.
 

22-10-2006

Dinimiz, herkese iyilik etmeyi, eli ile, dili ile kimseyi incitmemeyi, kimseye zarar vermemeyi, hiyânet etmemeyi, herkese faydalı olmayı, devlete, kanunlara karşı, hiç isyân etmemeyi, herkesin hakkını vermesini emreder.
 

22-10-2006

İman ile küfür birbirlerine zıd olduğu gibi, âhıret de, dünyanın zıddıdır. Dünya ve âhıret bir araya getirilemez.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, insanları olgunlaştırmak ve kalblerindeki hastalıklarını tedâvî etmek için, ezelde merhamet ederek, Peygamberler göndermeği dilemiştir.
 

22-10-2006

İnsan ancak İslamiyete uymakla rahat eder. İslamiyete uymak, yani haram işlememek ve dinin bütün emirlerini yerine getirmek de çok kolaydır. Kalbi bozuk olana güç gelir
 

22-10-2006

İnsanların, âhıretteki nimetlere nâil olmamaları, bu nimetlerden yüz çevirdikleri içindir.
 

22-10-2006

İnsanoğlunun yaşayabilmesi, hayatiyetini devam ettirebilmesi için nefse ihtiyaç vardır.
 

22-10-2006

Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyada müminlere ve kâfirlere, herkese birlikte yetiştiği ve herkesin çalışmasına ve iyiliklerine dünyada karşılığını verdiği halde, âhırette kâfirlere merhametin zerresi bile yoktur.
 

22-10-2006

Bu dünya nimetleri geçicidir ve aldatıcıdır. Bugün senin ise, yarın başkasınındır. Âhırette ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyada iken kazanılır.
 

22-10-2006

Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam kimseden birşey okumamış, öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve seyahat etmeyen ve geçmişlerden ve etrafdakilerden haberi olmayan insanlar arasında hâsıl olmuş iken, Tevrâtta ve İncîlde ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi.
 

22-10-2006

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, hiçbir hareketinde, hiçbir işinde, hiçbir sözünde, hiçbir zaman, hiçbir çirkinlik, hiçbir kusur görülmemiştir.
 

22-10-2006

Dinin, sonraki nesillere intikalinde çocukların, gençlerin rolü büyüktür. Bunun için çocuklara önem verip, İslam dini üzere yetiştirmek gerekir. Onların da dünya ve ahıretini sağlamamız gerekir.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, Müslümanlara "Emr-i ma’rûf" yapmağı emrediyor. Yani, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz diyor ve "Nehy-i anilmünker" emrediyor.
 

22-10-2006

Dinimizin yayılmasında, devamında gençlerin önemli bir rolü vardır. İslâm dînine karşı olanlar da, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki, asrımızın en tehlikeli dinsizlik ocağı olan örgütler, "Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir. Çocukları dinsiz olarak yetişdirmeliyiz" diyorlar.
 

22-10-2006

Amerika ve Avrupa, Müslüman çocuklarını dinlerinden uzaklaştırmak ve ahlaksızlığa yönlendirmek için sinsice hazırlanmış kitaplar, filmler piyasaya sürüyor.
 

22-10-2006

Müslümanlar, birbirine hurmet eder, yardıma koşar. Din yolunda ve dünya işlerinde sıkıntıda görünce kurtarırlar.
 

22-10-2006

Müslümanlar, Allahü teâlânın yasak ettiği, zararlı şeyleri almaz, kullanmaz, dinlemez, okumaz ve bakmaz.
 

22-10-2006

İmam-ı Gazali hazretleri "Kimyâ-i saadet" kitabında diyor ki:
 

22-10-2006

Müminin kâfiri sevmesi üç dürlü olur. Birincisi, onun küfrünü beğenir. Bunun için sever. Bu muhabbet yasaktır.
 

22-10-2006

Bazı çevreler, Hıristiyanları, Yahudileri kendilerine dost edinmektedirler. "Tesavvuf, herkesle iyi geçinmektir, herkese karşı hoşgörülü olmaktır" diyorlar. Halbuki,
 

22-10-2006

Geçmişte, İslamiyet karşısında, kâfirler türlü yollar tutmuş, kollara ayrılmış ise de, iki kısımda toplanmışlardı:
 

22-10-2006

Âhırette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselâma tâbi olanlara mahsûstur.
 

22-10-2006

Bu dünya, âhıretin tarlasıdır. Burada tohumlarını ekmeyip yiyenler, böylece bir tohumdan katkat meyve kazanmaktan mahrum kalanlar, ne kadar tâli’siz ve ahmaktır.
 

22-10-2006

Din nakle dayanır. Nakil yolu ile anlaşılan, yani Peygamberlerin "aleyhimüsselâm" söyledikleri şeyleri, akıl ile araştırmağa uğraşmak, düz yolda güç giden, yüklü bir arabayı, yokuşa çıkarmak için zorlamağa benzer.
 

22-10-2006

İslamiyette aklın ermediği şeyler çoktur. Fakat, akla uymayan birşey yoktur.
 

22-10-2006

İslam tarihini inceleyenler bilirler. Târîh boyunca hiçbir zamanda, hiçbir teknik başarı, hiçbir fennî hakîkat, İslamiyete ters düşmemiş, dâimâ ona uygun bulunmuştur.
 

22-10-2006

Kur’ân-ı kerîmin kelimeleri arabîdir. Fakat, bu kelimeleri yanyana dizen, Allahü teâlâdır. Bu kelimeler, insan dizisi değildir.
 

22-10-2006

Kur’ân-ı kerîm insan sözü değildir. Kur’ân-ı kerîmin insan sözü olmadığı tecrübe ile de isbât edilmiştir ve her zaman edilebilir.
 

22-10-2006

Bir gün, Hazret-i Ömer, bir yerden geçerken, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem", Hz. Ebû Bekr-i Sıddîka birşey anlattığını gördü.
 

22-10-2006

Tefsîr, din büyüklerinin kalblerine doğan bir nûrdur. Tefsîr kitapları, bu nûrun anahtarıdır.
 

22-10-2006

Allahü teâlânın bildirdiği her din, iki kısmdır: İtikâd ve amel. Yani iman ve ahkâm. Bunlardan iman, her dinde aynıdır. İman, dînin aslı ve temelidir. Din ağacının gövdesidir.
 

22-10-2006

Bu âlem, Cenab-ı hakkı görmek nimetine kavuşmağa elverişli değildir. Dünyada görülür diyen, yalancıdır, iftirâcıdır.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, kullarına merhamet ederek, Peygamberler göndermiştir. Bunlarla kullarına doğru yolu, saadet-i ebediyye yolunu göstermiş, kullarını kendine çağırmıştır.
 

22-10-2006

Muhbir-i sâdıkın yani hep doğru haber verici Peygamber efendimiz kabir ve kıyâmet hâllerinden, Haşrdan (kabrden kalkınca arasât meydanında toplanmak) ve Neşrden (hesâbdan sonra Cennete, Cehenneme dağılmak), Cennetten, Cehennemden haber verdiği şeylerin hepsi doğrudur.
 

22-10-2006

Kıyâmet günü Allahü teâlânın izni ile, iyiler, kötülere şefâ’at edecek, araya gireceklerdir. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" "Şefâatim, ümmetimden, günahı büyük olanlaradır" buyuruyor.
 

22-10-2006

İmanı, itikâdı düzelttikden sonra, İslamiyetin emir ettiği şeyleri yapmak lâzımdır. Resûl-i ekrem "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki,
 

22-10-2006

Bütün nimetlerin, malların hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâ, zenginlere verdiği nimetlerin kırkda birini, Müslümanların fakirlerine vermelerini, buna karşılık, çok sevap, katkat mükâfât vereceğini buyurmaktadır
 

22-10-2006

Peygamberler, Allahü teâlâ tarafından kullarına gönderilmiş insanlardır. Ümmetlerini Allahü teâlâya çağırmak, azgın, yanlış yoldan, doğru, saâdet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir.
 

22-10-2006

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan, Peygamberimizden gelen haberlere inanmak ve inandığını söylemek "iman" dır. İbâdetler, imandan değildir.
 

22-10-2006

Ehl-i sünnet âlimlerine göre halîfelikten konuşmak, dînin esâs bilgilerinden değildir. Yani imana bağlı birşey değildir.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ insanları yarattı. Her insanın saadet içinde, mesûd yaşamasını istediğini bildirdi. Mesûd olmak, râhat, üzüntüsüz yaşamak demektir. Her insan da mesûd olmağı istemektedir.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Eshâb-ı kirâmı övmektedir. İlk hicret edenlerden ve Ensârdan ve iyilikde bunların izinde olanlardan râzı olduğunu bildirmekdedir.
 

22-10-2006

Resulullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" kıyâmet alâmetlerinden her ne haber verdi ise, hepsi doğrudur. Yanlışlık olamaz.
 

22-10-2006

Haramları, büyük günah ve küçük günah diye ikiye ayırmışlar ise de, küçük günahlardan da, büyük günah gibi kaçınmak, hiçbir günahı küçümsememek gerekdir
 

22-10-2006

İlk insan Âdem aleyhisselâm Peygamber idi. Melekler kendisine karşı secde etmişlerdi.
 

22-10-2006

İlk insan ve ilk Peygamber Âdem aleyhisselâm ve ona iman edenler şehirlerde yaşardı. Okuma, yazma bilirlerdi.
 

22-10-2006

Âdem aleyhisselâmın evlâdı çoğalarak Arabistân, Mısır, Anadolu ve Hindistâna yayılmıştı.
 

22-10-2006

İyilikleri yaymak, kötülüklere engel olmak lazımdır.
 

22-10-2006

Hubb-i fillâh ve Buğd-ı fillâh, imanın esasıdır. Cenab-ı Hakkın en çok beğendi şeydir.
 

22-10-2006

Kâfirleri sevmemek, onlara kalb ile düşmanlık etmek Kur’ân-ı kerîmde, açık olarak emir edilmiştir. Bunda şübheye imkân yoktur.
 

22-10-2006

Cehennemden kurtulmak ve se’âdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere tâbi’ olmaya bağlıdır.
 

22-10-2006

Dünyâya milyarlarca insan gelmiş. Bir müddet yaşamışlar. Sonra, ölüp gitmişler. Bunların bazıları zengin imiş, bazıları fakîr.
 

22-10-2006

Her müslümanın bütün hareketlerinin, duruşlarının, gidişlerinin, İslâmiyete uygun olması lazımdır.
 

22-10-2006

İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bu, insanlık îcâbıdır. İyilik edenlere hurmet edilir. Nimet sâhibleri, büyük bilinir.
 

22-10-2006

Eskiden şeyh-ul-islâm denilen müftîleri vardı.
 

22-10-2006

İslâm dîni, Allahü teâlânın, Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların, dünyada ve âhırette rahat ve mesûd olmalarını sağlıyan, üsûl ve kâidelerdir.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, insanların ve hayvanların, yaşayabilmeleri ve üremeleri için, onlarda iki kuvvet yarattı.
 

22-10-2006

Nefse uymak insana tatlı gelir. İslâmiyete uymak ise, bu arzûları frenlediği, tahdîd ettiği için, insana acı, zor gelmektedir. Bunun için insan, İslâmiyete uymak istemez.
 

22-10-2006

Allahü teâlâ, herşeyi görür, bilir, işitir. Herşeye gücü yeter. Gücü, kuvveti sonsuzdur.
 

22-10-2006

Resûlullah efendimize, Necrândan bir hıristiyan heyeti gelmişti. Reîsleri Abdülmesîh idi. İçlerinden Ebülhâris bin Alkama, en âlimleri idi. Âhır zaman Peygamberinin alâmetlerini İncîlde okumuştui.
 

22-10-2006

Büyük islâm âlimi, İmâm-ı Fahreddîn Râzî anlatır: Hârezm şehrinde idim. Şehre bir papazın geldiğini ve hıristiyanlığı yaymak için çalıştığını işittim.
 

22-10-2006

Büyük islâm âlimi, İmâm-ı Fahreddîn Râzî hazretlerinin papaza cevabı:
 

22-10-2006

Avrupa’ya medeniyeti götüren Endülüs Emevi devletiydi. Endülüs sultânı üçüncü Abdurrahmân, memleketini genişletti. Kuvvetlendirdi.
 

22-10-2006

İslâmiyet, fen ilimlerini, teknolojiyi, sanatı, endüstriyi emretmektedir. Bunlar imanla beraber at başı götürülürse netice alınabilir.
 

22-10-2006

Osmanlı Devleti’nde Rus sefîri olarak uzun seneler çalışan İgnatiyef, hâtıralarında, sultân ikinci Mahmûd hân zamanında, Fener Patrikhânesinin kapısında asılan, 1821 Rum isyânının baş plânlayıcısı, Patrik Gregoryosun Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektubu açıklamaktadır. Mektûb ibret vericidir:
 

22-10-2006

İngiliz ilim adamlarından Lord Davenport diyor ki:
 

22-10-2006

Peygamberlerin ve kitapların gönderilmesine sebeb ve bildirilmesi en lüzûmlu olan emir, yerlerin, göklerin yaratanının varlığını, Onun bir olduğunu, ilim ve başka üstün sıfatları bulunduğunu, kudret ve büyüklüğünün sonsuz olduğunu kullara bildirmektir.
 

22-10-2006

Yahûdî ve Hıristiyan din adamları, yeryüzünü düz ve hareketsiz, güneşin bunun etrâfında döndüğünü, göklerin yer üzerine çadır gibi kapatılmış olduğunu, Allahü teâlânın, insan gibi, kürsîde oturup, işleri yürüttüğünü sanmışlar, tecribe ile bulunan fen bilgileri, bu inanışlarına uymadığından, fen adamlarına dinsiz demişlerdir.
 

22-10-2006

Bugün Batı bütün buluşlara, keşiflere sahip çıkmakta, geçmişte hiçbir buluş yapılmadığını söylemektedir.
 

22-10-2006

Art niyetli olmayan fen adamları, islâm kitaplarını okuyunca, Kur’ân-ı kerîmin, her tecrübeyi, her yeni buluşu, olduğu gibi haber vermiş olduğunu görerek, hayrân kalmaktadır.
 

22-10-2006

Batılı meşhur fen adamları öyle yanlışlıklar yapmışlar ki, bugün bu hataları lise talabesi bile yapsa sınıfta bırakılır.
 

22-10-2006

Hakîkî bir fen adamı, ilmi gerçekleri kabûl eder.
 

22-10-2006

İlmini dini yıkmada kullananlardan İngiltereli bir biyologun oğlu olan Ch. Darwin,
 

22-10-2006

Geçmişimizi, ecdadımızı kötüleyebilmek için en çok sık sık gündeme getirdikleri husus matbaanın getirilmesi meselesidir. Bu konuda da olaylar çarpıtılarak verilmektedir.
 

22-10-2006

Yıllardır, Müslüman ilim adamları için, fen ilminden anlamazlar, fen ilmine karşıdırlar iftarısı yapıldı. Halbuki eskiden medreselerde din bilgileri ile beraber zamının fen bilgileri de öğretilirdi.
 

22-10-2006

Yıllardır içeride, sözde ilim adamları tarafından Kur’an-ı kerim ve din düşmanlığı yapılırken, dışarıda müslüman olmamasına rağmen İslamiyete düşman olmayan, Kur’an-ı kerimin üstünlüğünü kabul eden ilim adamları çıkmıştır
 

22-10-2006

Dünyanın en büyük tabîî (fizik, kimya, biyoloji gibi ) ilimler âlimlerinden biri olan Max Planck, diyor ki:
 

22-10-2006

İnsanın dünyada sıkıntı içinde olması, kendini bilmemesi, konumunu, dünyaya geliş sebebini bilmemesidir.
 

22-10-2006

İnsanın dünyaya geliş sebebi

Siz, adem diyârından, bu varlık âlemine, kendiliğinizden gelmediğiniz gibi, oraya, kendiniz gidemezsiniz.
 

22-10-2006

Ebû Mûsel-Eş’arî hazretleri, güzel sesle Kur’an-ı kerim okurdu. Resûlullah mübârek hanımlarından Âişe-i Sıddıka ile bir gece bir yere gidiyorlardı.
 

22-10-2006

Ebû Musa el-Eş’arî, Kur’ân-ı kerîm’in bütün sûrelerini ezbere bilirdi. Hz. Ebû Bekir’in hilafetinde Kur’ân-ı kerîm’i toplayan heyetteydi.
 

22-10-2006

Birgün Peygamberimiz Ebû Musa el-Eş’ari’ye ...
 

22-10-2006

İnsanın dünyaya geliş sebebi

Allahü teâlâ, akciğerlerinizde kimyâhâneler açarak, burada kanınızın zehrini ayırıp, yerine oksijen yakıcı maddesini sokuyor.
 

22-10-2006

İnsanın dünyaya geliş sebebi

Doğmadan evvelki, doğduğunuz zamanki hâlinizi düşünüyor musunuz?
 

22-10-2006

İnsanın dünyaya geliş sebebi

Ey insanoğlu, etrafın, arzularına uymaz, dış kuvvetler seni mağlup etmeye başlarsa, o zaman da, kendinde hasret ve husrandan, acz ve yeisten başka birşey görmüyorsun.
 

22-10-2006

İnsanın dünyaya geliş sebebi

Ey ademoğlu, kalblerinizde, niçin yalana yer veriyor da, şirklere sapıyorsun?
 

22-10-2006

Tasavvuf, kalbi kötü huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Kötü huyların en zararlı olanlarından biri de israftır.
 

22-10-2006

İsraf çok kötü bir huydur. İsrafın kötü olmasının birinci sebebi, malın kıymetli olmasıdır.
 

22-10-2006

İsraf, malı helâk etmek, faydasız hâle getirmek, dîne ve dünyanın mubah olan işlerine faydalı olmıyacak şekilde sarf etmektir.
 

22-10-2006

Çok kimse israfın ne olduğunu, nelerin israfa sebep olduğunu bilmediği için israfa düşer. Bunun için herkesce bilinmiyen, hatırlatılması lâzım olan israflar da vardır.
 

22-10-2006

Ölçüsüz, düşüncesiz alışverişler israftır. İhtiyaç olmadan, her istediğini yemek, giymek te israftır.
 

22-10-2006

Sadaka vermekte de, israf vardır. Çünkü,
 

22-10-2006

İsrafın bir sebebi de sefâhettir. Çok kimseyi israfa alıştıran budur. Sefîhlik, aklın az ve hafîf olmasıdır.
 

22-10-2006

Ahlâk konusuna başlamışken ticari ahlâktan da bahsetmek gerekir. Ticari ahlâk ta dine uygun alış veriş yapmakla sağalanabilir.
 

22-10-2006

Alışverişte, satılan malı, olduğundan aşırı medhetmemelidir. Çünkü, hem yalan söylemiş, hem aldatmış, hem de zulmetmiş olur.
 

22-10-2006

Şunu iyi bilmelidir ki, hîle ile rızk artmaz. Hîle ile azar azar birikdirilen şeyler, ansızın gelen bir felâketle, birden bire giderek geride yalnız günahları kalır.
 

22-10-2006

Alış verişte, ölçüde hîle etmemeli, doğru dartmalıdır. Kur’ân-ı kerîmde, Mutaffifîn sûresi, birinci âyetinde meâlen, "Verirken noksan, alırken fazla ölçenlere acı azâblar yapacağım" buyuruldu.
 

22-10-2006

Alışverişte hîle yapmamalıdır. Peygamberimiz "allallahü aleyhi ve sellem" Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri karşılayıp piyasa fiyatını gizliyerek, ucuz satın almalarını yasaklamıştır.
 

22-10-2006

Alışverişte, ihsan, fedakârlıkta bulunmak şart değilse de, çok kıymetlidir, önemlidir. Çünkü, Allahü teâlâ, adâlet yapmak emrettiği gibi, ihsân etmeği de emrediyor.
 

22-10-2006

Kurban Bayramı yaklaşmaktadır. Kesilecek kurbanlar, adaklar en iyi şekilde değerlendirilmelidir.
 

22-10-2006

Alışverişte, fakirlerin malını fazla para ile almalı, onları sevindirmelidir.
 

22-10-2006

Borcu olan ödeme imkanı olunca hemen borcunu ödemelidir. İstemeğe vakit bırakmadan önce, kendi eli ile ve ayağına gidip vermelidir.
 

22-10-2006

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Bir kimsenin dünya ticareti, âhıret ticaretine mani olursa, bu kimse bedbahttır, zavallıdır.
 

22-10-2006

En az, binlerce insan çalışmayacak olursa, kendisinin birgün bile yaşayamayacağını düşünmelidir.
 

22-10-2006

Dünya işleri, âhıret için çalışmağa mani olmamalıdır. Âhıret için ticaret yeri câmi’lerdir.
 

22-10-2006

Alışverişte, iş ortaklığında iyi insanlar, dinini kayıran insanlar aramalıdır. Herkesle işbirliği etmemelidir. Doğru insan aramalıdır.
 

22-10-2006

Alışverişte, şübheli şeylerden kaçınmalıdır. Harama yaklaşan zâten âsî, günahkâr olur.
 

22-10-2006

Bütün ibâdetlerin kabûl olması, helâl lokmaya bağlıdır. Büyüklerden çoğu buyurdu ki, ibâdetler on kısmdır:
 

22-10-2006

İbrâhîm Edhem hazretlerine, falanca yerde bir genç var. Gece gündüz ibâdet ediyor.
 

22-10-2006

Ebû Süleymân-ı Dârânî hazretleri buyurdu ki, helâlden bir lokma az yemeği, akşamdan sabaha kadar namaz kılmaktan daha çok severim.
 

22-10-2006

Hazret-i Îsâ birine, "Ne iş yapıyorsun?" dedi. İbâdetle vakit geçiriyorum deyince, "Nereden yiyip geçiniyorsun?" diye sordu. Herşeyimi kardeşim veriyor, deyince, "O halde, kardeşin senden daha kıymetli ibâdet yapmakdadır" buyurdu.
 

22-10-2006

İslâm âlimlerin ve Allah dostlarının büyüklerinden Abdüllah Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
 

22-10-2006

İnsanın kendine, evlâdına ve ıyâline ve borclarını ödemeğe lâzım olanları helaldan kazanması farzdır.
 

22-10-2006

Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki, "Helâl kazanmak her Müslümana farzdır".
 

22-10-2006

Sehl bin Abdüllah-i Tüsterî buyuruyor ki; Hakîkî imana kavuşmak için, dört şey lâzımdır:
 

22-10-2006

İslam büyükleri haramlardan çok korkarlardı. Bunun için, haram ve şübheli olmayıp, helâl olup, fakat şübheli veya harama sebeb olmak korkusu olan şeylerden de sakınmşlardır.
 

22-10-2006

Bütün kötülüklerin başı, kalbin Allahü teâlâdan gâfil olmasıdır.
 

22-10-2006

Çok kimseler, dünya malını, hep haram sanır. Bazısı da, dünyadaki şeylerden çoğu haramdır der.
 

22-10-2006

Zamanımızda helâl ve haramı gözetmek, hatta Ebülleys-i Semerkandînin en kolay olan fetvâsına bile uymak çok güc oldu.
 

22-10-2006

Allahü teâlânın ebedî yani sonsuz, âlemlerin, yaratılanların geçici olduğunu, yaratılışta tesadüfün yeri olmadığını bildiren bu yazı serisi, Seadet-i Ebediyye (Hakikat kitabevi, 523 4556) kitabından alınmıştır.
 

22-10-2006

Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, tabîat sanatlerinden birkaçını görebilimek ve taklîd edebilimektir. İslâm düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri, İngiliz doktoru Darwin bile, "Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükce, hayretimden tepem atacak gibi oluyor" demiştir.
 

22-10-2006

Allahü teâlânın, sayamıyacağımız kadar çok nizâm ve âhenk içinde, yarattığı sayılamıyacak kadar çok varlıklar tesadüfen olmuştur diyenlerin sözleri câhilcedir.
 

22-10-2006

Âlemin şimdi var olması, sonsuzdan var olarak geldiğini göstermez. Aksine, yoktan var edilimiş bir ilk varlığın bulunduğunu gösterir.
 

22-10-2006

İslâm dîninin inançlarını, emirlerini ve yasaklarını bildiren binlerce kıymetli kitap yazılmış, bunların çoğu, yabancı dillere çevrilerek, her memlekete yayılmıştır.
 

22-10-2006

Hiç kimse islamiyete ilim ile saldıramaz. İslâmiyete ilim ile nasıl saldırabilir? İlim, ilimi kötüler mi? Elbette beğenir. Kıymetlendirir. İslâmiyete, ilim ile saldıran, mağlup olur.
 

22-10-2006

İslamiyet, insanı hem dünyada hem de ahırette rahat ettirmek için gelmiştir. Mesela, bir müslüman, islâmiyetin emirlerine tam uysa hastalık çekmez.
 

22-10-2006

Resûlullah Efendimiz, "İyi huyları tamamlamak, iyi ahlâkı dünyaya yaymak için gönderildim" buyurdu.
 

22-10-2006

Din âlimi olmak için, edebiyat ve fen üzerinde, fen ve edebiyat fakültelerinden diploma almış olanlar kadar bilgi sahibi olmak, Kur'an-ı kerimi ve mânalarını ezberden bilimek, binlerle hadis-i şerifi ve mânalarını ezber bilimek, islâmın yirmi ana iliminde mütehassıs olmak ve bunların kolları olan seksen ilimi iyi bilimek, dört mezhebin inceliklerine vâkıf olmak, bu ilimlerde ictihâd derecesine yükselmek, tasavvufun en yüksek derecesinde kemâle yetişmiş olmak lâzımdır
 

22-10-2006

Avrupalılar, dünya tepsi gibi düz, etrâfı duvar çevrili zannederken, müslümanlar yer küresinin yuvarlak olup döndüğünü buldular.
 

22-10-2006

Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için, ihlâs, kalb-i selîm sahibi olmak lâzımdır.
 

22-10-2006

 

 
 
Untitled Document
Yslam
 
Güncel Haber
firaset islam
Yslam
Sen de Katıl

 
firaset islam
Yslam
Sponsor Reklam
 
firaset islam
Yslam
Bir Ayet
ALLAH'IM! Sapıklıktan, küfürden, ve ademoğluna isabet edecek olan fakirlikten sana sığınırım.



( Hadis-i Şerif - 0)

 
firaset islam
Yslam
Bir Hadis
Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33


 
firaset islam
Yslam
 
Untitled Document
 
 

İslam

Kuran

Hadis

Arapça

Dini Site
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
www.tahamedya.com